25 Temmuz 2016 Pazartesi

TUHAF BİR DURUM

Hayat son derece tuhaf bir şekilde devam ediyor.
15 Temmuz dan sonra tüm düzenler alt üst oldu.Devlet büyükleri tv kanallarında az zararla darbe girişimini engelledik herşey yolunda deselerde hayat gerçekten tam alt üst olmuş durumda.
O geceden sonra insanlar 3 gün boyunca sokağa çıkmadı kocaman mağazayı sadece siftah yaparak kapattık.Sokaklar bomboştu kimse geçmiyordu.İnsanlar son güne bıraktıkları damatlıklarını takım elbiselerini almadılar.Çünkü tüm düğünler ertelenmiş.
Gerçek anlamda herkes çok korktu ve korku hala devam ediyor ,geçmedi.
Döviz kurlarında büyük oynamalar olmadı.Ama esnaf gerçekten sarsıldı.İlk 3 gün sadece siftahla kapattığımız klasik erkek giyim mağazasını devam eden günler 3/1 ciroyla kapatmaya başladık.
Düğün damatlık ve takım elbise sezonundayız iptal edilen düğünler nedeniyle takım satmadığımız günler oluyor.
Cadde üzerinde diğer mağazalarda da genel durum aynı.
Kızılay her akşam 6 da trafiğe kapatılıyor.Söylenildiği gibi tüm halk meydanlarda.Tam bir panayır alanı.Sabah 5 lere kadar kalabalık devam ediyor.Sabah gittiğimizde her yer geceden kalan çöpler dolu.
Gece sokaklara çıkmaya korkmayan halk gündüz olduğunda evinden çıkmıyor.
Üstelik Kızılay daki bu durum ikinci bir emre kadar devam edecekmiş.
Böyle tuhaf bir durumdayız.Ne zaman toparlanıp eski düzene döner bilmiyorum ama bu ara günler pek bir keyifsiz geliyor.
Dün bir müşteri geldi askeri lisede okuyan oğlunun okulu kapatılmış.Ne olucak diye sorduk bilinmiyor.
Hakkımızda en hayırlısı olsun.

Günler böyle geçerken tatil için geri sayımım başladı.
Günleri sayıyorum.
Son 7 gün İnşallah haftaya pazartesi gece çıkıyoruz.Uzun çalışma saatleri,izinsiz geçen haftalar ,yoğun bir hayat bu ara biraz fazla yordu beni ve eşimi.
Sanırım biz bu tatili hakkettik.
Şimdi günler sayılırken son zamanlar gelince yatıcaz kalkıcaz yatıcaz kalkıcaza dönüşecek :))
Lütfen çok çabuk geçsin....

17 Temmuz 2016 Pazar

O Gece Yaşananlar....

Cuma gecesi işten geldim.Gece saat 22.00 civarı mutfaktayım.
Eşim hemen çaprazda salon da beni çağardı.
-Gel bak 3 seferdir jet çok alçaktan uçuyor dedi.
Evimiz biraz yüksekte ve salonun penceresinin önü açık tüm Ankara'yı görüyor.Normal bir uçak seyir halinde bende onu gösterdim.
Eşim  -Önemli birisi geliyor demek ki hava sahası koruması bu jetler dedi.
Tam içeri girmişken jetler alçaldı.Önce çok önesemedim.5 dakika sonra jet inanılmaz alçaktan ve çok yüksek sesle sürekli Ankara üzerinde dönmeye başlayınca telefona yapıştım neler oluyor diye direk nete girdim.Köprüler kapatılmış.
Olağan üstü bir durum var 22.15 de CNN yayın vermeye başladı Asker köprüleri kapattı Ankara da jetler tur atıyor diye.
Eşim darbe oluyor dedi.
Ben de ne darbesi darbe böyle mi olur 2 uçak uçurarak köprüleri kapatarak neye sahip olacaklar hem darbe olsa sirenler çalmaya başlar dedim.Çünkü yıllar önce darbe belgeseli izlediğimde direk Cami hoparlörlerinden sirenler çalınıp bir sürü asker sokaklara dökülüp insanları yaka paça zorla evlerine sokuyordu.
Hemen tv de kanalları gezdik her kanalda saçma sapan diziler vs.Sadece CNN farkında tuhaf bir şeylerin olduğundan.
İlk bomba atıldığında sallandık.
Jetler tam çatımızın üzerinden geçiyor.O zaman yayın akışı değişti= Askeri Darbe.
Elimde tablet bilgi araştırıyorum, sürekli kanallardan yeni bir şey öğrenmeye çalışıyoruz ve neredeyse çatının üzerinde geçen jetlerin kulağı sağır eden gürültüsü.
O an mutfağa geçmiştim ki TRT 1 de Darbe Bildirisi okunmaya başladığını duyarak salona geri fırladım,daha okunurken hemen nete girdim.Eğer neti doğru kullanıyorsanız muhteşem ötesi bir buluş.Yayının korsan olduğu zorla okutulduğu bilgisine ulaştım.
Okuyan Tijen Karaş nasıl sakin,vakur,asil,güzel.Ama endişesi gözlerinden okunuyor ben olsam bas bas ağlardım.Bayıldım kadına,daha sonra belki 20 kez izledim bildirgeyi netten.
hemen cama çıktı Eşim karşı  tarafta Kızılay'da bomba sesleri geliyordu ve o anda Eşim gördü Ankara'da atılan bombaları.

Cama koştum.Evin çok yakına bir bomba atıldı.O an bütün hakimiyetim bitti Eşime sarılıp ağlamaya başladım.Evin iç tarafına doğru koştuk.Sanki ölecek gibi bir his geldi.Eşim tamam korkma yok bir şey dedi.
Ben de -  Seni  Seviyorum dedim,ama biraz sonra bombadan öleceğiz  diye düşünüyorum  içimden.Bari son kez sevdiğimi söyleyim öyle öleyim filn diyorum içimden.
dışarıdan pat pat bomba silah sesleri geliyor.

Eşim camları kapatıyoruz artık camlara yaklaşmak yok dedi.
Ben de ışıkları kapatalım ışık görürlerse bomba atarlar filan diyorum .Şuan komik geliyor ama o an ki durumu anlatamam.Işıkları kapattım ve salonun ortasında yere oturdum.Dışarıdan korkunç sesler geliyor.Eşim camlar patlayabilir sesten sakın korkma dedi.
İyi ki söyledi,tüm korkum geçti......Pehhhh.......
Altıma yapıcam korkudan.Füzelerin sesi camları tiretmeye başladığında,tv ve camiden sela okunup tüm milletimiz dışarıya çıksın çağrısını duyduğumda Eşime hadi gidelim dedim.
O da =Sen olmasaydın ben giderdim seni o hengameye sokamam dedi.Çok isterdim gitmeyi ama ikna edemedim :((

Sabaha karşı yoğun çalışma yorgunluğuyla sızıp kalmışım.
Darbe mi O da ne? 2 uçak döndürerek darbemi olur?
Şakacılar sizi?Bir daha sakın böyle bir şaka yapmayın.
ÇÜNKÜ VATAN OLARAK BİZ BU TARZ ŞAKALARDAN HOŞLANMIYORUZ.
BÜYÜK BİR SINAVDI.TÜRK MİLLETİ OLARAK GEÇTİK BU SINAVI.
Kimse ne yaptığını bilemedi ne spiker ne o küçücük Er'ler.
Canlar gitti,her sela okunuşunda içim acıdı.İçimde çok büyük bir panik oluştu.
Hayat devam ediyor diye mağazaları açtık.Sokaklar bomboş,Kızılay darma duman arabaları tanklar biçmiş geçmiş.Bir tank meydanda kalmış halk hinç etmiş,camlar kırık yollar kapalı.
İçimde paniksel bir korku,sadece saat 3 e kadar bir subeyi açık tutabildim.Sokaklarda insan yok.
Sürekli Sela okunuyor.Kızılay magazaya eşimin yanına koştum.
Meydan trafiğe kapalı binlerce insan ellerinde TÜRK BAYRAĞI.Görülecek en güzel manzaraydı.

Hiçbir siyasi görüşüm yoktur.Hiç bir parti seçimim yoktur.Politikadan ve siyasetten nefret ederim.
Konuşmam,dinlemem,ilgi ve bilgi alanıma hiçbir zaman girmez.

Şu an bu bir siyasi direniş değildir.
VATAN a sahip olma direnişidir.
Bayragımızın altında yaşayan TÜRKLERİN GÜCÜNÜ GÖRDÜ HERKES.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE......


13 Temmuz 2016 Çarşamba

YENİDEN MERHABA

Yazmazsam çıldırabilirdim artık.
Uzun zaman oldu blog yazmayalı.Tam 4 yıl.
Bu arada deftere yazdım,içime yazdım,aklıma yazdım.Artık zamanıdır dediğimde burayı yeniden blog açma kararı aldım.
Birşeyler okumazsam ve yazmazsam hayatsat fonksiyonlarımı devam ettiremiyor gibi tuhaf bir hisse kapılıyorum.Sırf bu nedenle doğal terapime geri döndüm ve burdayım.
Burası benim hayat arşivim ,aklıma gelenler ,başımdan geçenler,içimden düşenler olacak.

Blog yazmayalı neler değişti?
Bir insanın hayatında değişebilecek herşey değişti.Hayatım,hayallerim,isteklerim, hatta huyum ve hayat duruşum bile..
Mesela 33 yaşındayım artık.
25 Nisan 2015 de evlendim.Şimdilik 2 kişilik tatlı bir ailemiz var.Evlilik bir insanın yaşaması gereken en güzel duygulardan biri.

Canım Babamı 2012'de ani gelen bir hastalıkla kaybettim.Ondan sonraki 1 yılımı hatırlamıyorum.Çok zor geçti.Nasıl büyük bir acıdır tarifi yok.Ben Babamın kızıydım.Hala hergün en az 20 kere Babamı sesli olarak anlatırım Eşime vs ,anarım ağlarım.Özleyip ağlarım,düşünüp ağarım,şuanda ki gibi ağlarım,onun yaptığı yemeği yapıp ağlarım,yazısını görüp ağlarım.O can acısı hiç geçmeyek.Tek getirisi oldu hayatımda Anneciğime çok düştüm.Allah ona sağlıklar versin uzun ömürler versin çok zor çok...

Daha durgun bir hayatım var.Arınmış sade ve yalınlığı seviyorum.
Daha naturel bir yaşamı tercih ediyorum.Üzerine tonlarca para verseniz bile pembe bir çizme almam artık mesela.

Hala toprakla uğraşmayı çok seviyorum.Mutfak penceremin önünde her zaman bir şeyler ekili.Bütün kış sarımsak vardı.Şuan biberler ve fesleğen var.Can çekişen ve sürekli konuştuğum bir orkidem var ölmeyi tercih etmiyor ama yaşamaya da hiç niyeti yok gibi.İsteme çiçeğimdi ölürse ayıp olur.Kaktüssüz bir yatak odası düşünemiyorum o telefonların radyasyonları ne olucak uyurken???

Artık dikiş dikmiyorum.Resim yapmıyorum.Örgü örmüyorum ,sanırım bir hobim bile yok.Ne olmuş bana böyle...
Aslında eskisi kadar sosyal değilim.Söylediğim gibi sosyal değilim eskisi gibi ne sanat ve kültürel faaliyetlere katılıyorum.Tuhaf bir şekilde içime döndüm.

Mesleğim güzellik uzmanı okulunu bitirdim,diplomalıyım ama hayattaki en sevmediğim meslek.Sanırım hayatım boyunca yapmayacağım tek meslek.Kendim de bile uygulamayı sevmem yani düşünün.

Eskilerden kalan tek alışkanlık kitaplarım.Herşeyden vazgeçmiş olabilirim ama okumaktan aslaaaa...Yoksa sakinleşemiyorum beynim uyuşuyor.Sanırım hayatım boyunca tek kaybetmeyeceğim özelliğim olacak.Birazda genetik miras,Şanslıyım..

Vee en zevk aldığım alan Mutfak...
Canım Babacığımla bir kebapçı açtık.Babamı 1 yıl dolmadan kaybedince sadece 2 buçuk sene kadar çalıştırabildim.Sonra kapatmak zorunda kaldım.Büyük ve istediğim kadar bir mutfakta çalışmış oldum ve hayalimi gerçekleştirdik.
Şuanda evimin mutfağında eskisi kadar asla olmayacak istek ve beceriyle yemek yapmaya devam ediyorum.Bazen aklıma geliyor onuda yapmıştım,bunuda yapmıştım diye kendi kendime şaşırıyorum.Ama hala ekmeğimi evde kendim yapıyorum.Bu da bir şey :)
Doğal ve natürel beslenmeye çalışıyorum,dışarıda hazır olarak tüketebileceğim herşeyi evde yapıyorum.Mutfağım deney laboratuarı gibi.Her an faydısını araştırıp öğrendiğim yeni bir şey denemesindeyim. 

Aslında çalışmıyorum evdeydim, ama 4 aydır Eşimle beraber erkek giyim mağazamızda çalışıyorum.
Bir süre daha buralıyım.

Aradaki 4 yılı bu kadar kısa anlatabildiğime ben de şaşırıyorum şuan.
İşte hikaye tam da buradan kaldığı yerden devam ediyor....

Herkese Yeniden MERHABA....