16 Ocak 2018 Salı

Kürkçü Dükkanına Dönüş

Yazmayalı tam 1 sene olmuş.Zaman zaman aklıma geldi yazmak.Ama hep gereksiz zamanlarda.
İçimde biriktirdim ,sırtımda biriktirdim bir de karnımda biriktirdim 2 erkek evladım oldu.

En son 12 Ocakta yazmışım. Ve o zaman hamileymişim .Bilmiyormuşum.
2 Şubat da öğrendim hamile olduğumu.1 ay 2 günlük hamileydim.Bundan ayrı bahsedeceğim.

Tam 1 sene 4 gün sonra yazma ihtiyacı içinde hissettim kendimi.
Genelde zorluklarla geçen bir hayatım oldu.Hep kararlarımı kendim verdim.Aile olarak seçimlerimiz böyleydi.Bir erkek kardeşim ve ben -biz bunu yapıyoruz,böyle olacak,böyle istiyoruz yada buraya gidiyoruz vs diye ne yaşanılacaksa haber verdik.Aile yapısı olarak fıtratımızda yoktu yapabilir miyiz ,böyle mi olsun ,şöyle mi olsun diye sormak.
biraz karakteristik biraz da aileden gelen özgüvenle hep kendi fikirlerim kendi seçimlerim oldu.
Yani hiç ataerkil bir aile olmadık.
Hepimiz birbirimizin birey olduğunu ,kendi seçimleri,fikirleri ve istekleri doğrultusunda ilerlemesi gerektiğine inandık.
Çocukluğumdan beri hep böyleydim: Ben bunu giymek istemiyorum,ben bu okula gitmek istemiyorum ,ben işten istifa ettim haberiniz olsun,hatta ben evleniyorum haberiniz olsun vs... Uzar gider.

Hal böyle olunca da aldığım tüm kararlar günahıyla sevabıyla benim oldu.Kimseye senin yüzünden böyle oldu demedim.İyiki böyle bir yaşantım olmuş.Yoksa saygı ve sevgiyle anamazdım geçmişi.

Bugün ben Anneyim.4 ay 2 günlük ikiz evlatlarım var.Hayatımda en çok sevdiğim canımdan kopan iki parça.Diliyorum ki onlarda özgür birer ruh olsunlar.

Babamın bana aşıladığı gibi:
Hayat Senin,istediğin gibi olsun her şey .Senin yanlış bir karar almayacağını,hata yapmayacağını biliyorum.Eğer hata yaparsan da bu senin seçimin olacak.Tekrarlamaman için olacak bu hatalar.Kimseyi suçlayamayacaksın.Ben her konuda arkandayım.Yalnız değilsin.

Canım Babam bu gün yok.5 buçuk sene oldu kaybedeli.Eğer yaşıyor olsaydı bu günüm bambaşka olurdu.Ben de evlatlarımı onun beni yetiştirdiği gibi özgür ve özgün bireyler olarak yetiştireceğim.
YANINDA DEĞİL ARKASINDA OLDUĞUMU HİSSETİRECEĞİM.

Hayatta her konuda onların istekleri, onların kararları, onların seçimleri önceliğim olacak.Sadece bana bildirin ki haberim olsun sonradan bana neden söylemediniz demeyeyim diyeceğim.

Umarım bu yazdıklarımı kimse okumaz.Bir süre burada fazla zaman geçirecek gibiyim.Biraz yorgun,biraz stresli,biraz kırgın,biraz asi bir dönem yaşıyorum.Buda geçecek. Herşeyin geçip gittiği gibi. Böyle dönemler de her zaman olduğu gibi hep yazmaya yönelirim.Yine döndüm kürkçü dükkanıma.
Bu kadar sabrettim yazmazsam çatlarım dediğim andayım.
Umarım yazdıklarımı kimse okumaz.

Şimdi kalkıp minik oğluma gece maması için termosa su hazırlayıp baş ucuma koyacağım.Yanımda uyuyor şuan.Uyurken de tavşan gibi cuk cuk cuk emme refleksiyle ses çıkartıyor.Büyük oğluma göğüsümden süt sağacağım.Büyük ve küçük diyorum çünkü ikisinin arasında tam 2 kilo 100 gram var.Bir bebeğim biraz daha nazlı gelişiyor.İkisi de şerbet lokumu.

Bir an hayatı sorguluyorum.Sonra dönüp bakıyorum dünyalar güzeli 2 evladımın gözlerine.Hayat var o gözlerin içinde.Sen neyi sorguluyorsun diyorlar sanki.Seviyorum ,susuyorum,sabrediyorum....

12 Ocak 2017 Perşembe

Her Yerde Kar Var

 Şuan dışarıda lapa lapa pamuk gibi kar yağıyor. Evim şehrin birazcık yükseğinde ve önümde bir vadiyle beraber ,şehir serili salonumun camında.
Gündüz ayrı güzel manzara gece ayrı.
Özellikle gece sanki pırlanta tanecikleri serpmişçesine pırıl pırıl.
Gece dışarıyı izlemek beni hep hüzünlendirir. Karanlıkta pencerenin kenarına oturup hep düşünmüşümdür ; evlerin ışıkları yanıyor ama o ışıklarda neler yaşanıyor. Kimse bilmez. Birisinde bir genç ders çalışıyor, birisinde bir aile film izliyor, birisinde bir kız kitap okuyor, birisinde bir kadın çok üzülmüş bir şeye içli içli ağlıyor, birisinde mutluluktan çığlıklar atılıyor, birisinde yeni doğmuş bir bebek, birisinde yeni ölmüş bir insan.......kimse o ışıklarda ne olduğundu bilmiyor.
Ekseri biraz hüzünlüysem ,enerjim biraz düşükse gece cam kenarına yerleşirim, hep aynı şeyi düşünürüm -Şuan benim gibi canı acıyan kaç kişi vardır ;bir empati gibi; kaç kişi mutluluktan çıldırıyordur diye.
Şuan da yağan kara birileri çok seviniyordur. Benim gibi sevinmeyen kaç kişi vardır diye camdan bakarak düşünüyorum yine....

Nefis bir kitap okuyordum. Eşimle konuştum dışarıda kar fırtınası var dedi. Dışarıyı izledim salonumun camından. Yanımda nefis yaseminli yeşil çay ,evim sıcak ,üzerimde kaşmir battaniye.
Ya o karşıda ki ışıklarda neler yaşanıyor. Kim aç ,kim soğukta kim çaresiz, kim yalnız...

Adana da yaşayan halam kışları Ankara ya kar görmeye gelirdi. Gençliği Ankara nın karlı kışında geçtiği ve Adana da hiç kar göremediği için.Ona kar eğlence gelirdi. Camın kenarına oturup beklerdi şimdi yağacak diye. Minik pırıltılar inmeye başladığı zaman mest olurdu hadi biraz daha hızlan taaa nerelerden seni görmeye geldim diye. Gerçekten de Allah ın taktiri bir süre sonra lapa lapa kar yağmaya başlardı, ve bu hep böyle olurdu.Canım Babacığım da kızardı hep :Sen kar göreceksin diye bizim k....mız mı donsun:)

Kimsenin bir yerleri donmasın. Kışın hayat daha zor. Kazanmak da çalışmak da yaşamak da...
Mesela az önce bir instagram hesabında soğanın kilosu 13 lira yazıyordu. Şaka gibi.2 haftadır pazara gitmiyorum sebzeler donmuştur diye. Derin ondurucuda olanlarla idare diyorum. Çok şükür ki bir sürü güzel yiyecek var,Derin dondurucuda yazdan kalanlar yapıp attığım mantılar ,dolmalar vs.....Ya olmayanlar...
O yüzden şu 15 gündür yağan karın biran önce dinmesini diliyorum. Maddi manevi herkes için.
Umarım yalnız değilimdir benim gibi karı sevmeyen birileri daha vardır.
Çünkü karlı hayat o Amerikan filmlerinde ki  yada kartpostallardaki gibi lapa lapa her yer bembeyaz kar ,çıtır çıtır yanan şöminenin başında, mis gibi tarçınlı bir kış çayı içerken, ayağının dibinde sıcaktan mayışmış kedi ,elinde güzel bir kitap içerideki fırından gelen sıcak ekmek kokusuyla geçmiyor.

Bir de arabamın lastikleri kış lastiği değil .O da ayrı bir sinir olma konusu zaten. Kış lastiği değil 4 mevsim ama biraz yıpranmış. Zaten kar iki gün sonra diner ,kaç kere karda buzda yola çıkacağım diye almıyoruz lastik. Eşimin arabasını kullanıyorum zorda kaldığım anda. Yani arabamda pamuk prensesler gibi beyaz beyaz yatıyor karın altında.

Bir de karlar eriyince o vıcık vıcık çamurlu görüntü var. En sevimsiz olanı o sanırım her yer çamur.Üst baş ayakkabılar perişan.
Lütfen kendimi yalnız hissettirmeyin de benim gibi karı sevmiyen birileri çıksın ...

Sanırım kar bana gücendi ve durdu. Yağmıyor şuan .İçimi sıkan bu kar iç döküşü bu kadar yeter..
Ben kitabımı okumaya devam edeyim
Sevgiler.....

7 Aralık 2016 Çarşamba

DAHA ÇOK YAZMALIYIM.....

Ne zamandır yazı yazmıyorum buraya.her zaman yazmayı çok sevdim oysaki.
Babadan geçen bir alışkanlık.Canım rahmetli babam her şeyi yazardı.Çok güzel kalemleri ve defterleri vardı.Bu özelliğimde Babadan kalem hastalığım var bayılıyorum kalemlere.Üstelik öyle değişik uçlu ,farklı pahalı olmalarına gerek yok.Bankaların dağıttıklarına bile bayılabirim.1 ayakkabı kutusu kalemim var ki 2 senedir hiç eklemiyorum azaldılar baya.
İşte Babacığımın yazma özelliği ben ve kardeşimde var.Herşeyi küçük notlar halinde yazarız.
Babamın el yazısı muhteşem ötesiydi.Hayatınızda böyle güzel yazı görmemişsinizdir.Bu konuda ona çekmemişim malesef.Herşeyin notunu tutardı.Mesela :
19 Şubat 1983 sabah 5   Seda doğdu.3.250 gr boyu 52 cm 
23 Eylül 1992 Bahçelievler Tusso bloklarındaki ev 23 bin e satıldı.Paranın tamamına dolar aldım.Dolar:152 
22 Kasım 2011 Aktim iş merkezinde dürümcü açtım.1 yıllık kirasını nakit ödedim:12.ooo TL

İşte böyle.Ardından o kadar çok notunu okuduk ki Annemle.
Şimdi bende de bu huy devam ediyor 2 farklı defterim var.Birine ciddi konuları tutuyorum,önemli gün olayları ve tarihleri.Digerine alınan satılanlar,özel gün tarihlerim,gittiğim yerlerin tarihi vs.

Eskiden günlük tutardım, blog yazardım  ve hazırlamaya çalıştığım bir kitabım vardı .Ama nasıl bir blog yazmaktı. Öyle tam bir kisisel günlük.Yaşanan ne varsa yazdıkça hafiflerdim.Yazmadığım gün olursa kendimi mutsuz ,huzursuz ağır hissederdim.Sanırım o dönem beni hayata bağlayan en önemli etkenlerden biriydi blog yazmaktı.Sonra bir gece ani bir kararla bloğu kapattım.Sanırım canım acımıştı kapattığım için çok üzüldüğümü hatırlıyorum.Tabiki ağladım her şeye ağladığım gibi.Sonra yeni bloğ açmıştım.Eskisi gibi kendimi veremesem de yazdım çizdim.Artık yazmamın verimliliğini kaybettiği bir günde o da kapandı.

Günlüklerimi yok ettim.Açıp okuyup içimi çok ezdiğini farkettim.Ve günlükleri zaman zaman okuyup kendimi hırpaladığımı hissettiğim anda bunlar bende yük hemen yok olması gerekiyor dedim ve o anda çöp oldular.İyi
ki öyle bir davranışta bulunmuşum.notları seviyorum ama günlük bana hiç iyi gelmedi.O zamanddan beri günlük tutmam.

2 buçuk yıl kadar kitap yazmaya çalıştım.Sosyal Proje temalı bir kitaptı:Organ Bağışı.
Organ bağışını konu alan bir biyografiydi.Çok ciddi tıbbı bilgilerle donanımlı bir kitaptı.Çünkü o dönem bu konuda hiç de hafif sayılmayacak ilgi ve bilgiye sahiptim.Hiç bir semineri kaçırmaz,hastane hastane dolaşır,geceler boyu tıp dünyasını araştırırdım.Yazmam 2 buçuk yıl sürdü.Ve bir gün kitabın sonunun kötü bitmesiyle bir tuşla her şeyi sildim.Tamamıyla satırı satırına gerçek bir biyografiydi.Sahte bir son hazırlayıp her şey yolunda mutlu son diyemezdim.En büyük üzüntü içinde bir anda sildim.Şimdi düşünüyorum da iyi ki böyle yapmışım.Muhtemelen o kitap basılsaydı kitap tutardı çünkü ilgi gören merak edilen bir konuydu.
Bana sadece maddi getirisi olacak,maneviyatımı tahrip edecek sırtımda taşıyacak koca bir daha azı olur muydu bilemiyorum.

Sonra Babacığımı kaybettim.
Ben acımı kimselerle paylaşamam.Kendi içime dönerim.Her şeyden elimi ayağımı çektim.Yazılan herşeyi yok ettim hayatı resetledim.
Sadece defterime :
14 Haziran 2012 Perşembe Babamı gece saat 2 de Gata'da kaybettik.15 gün onkolojide yattı.Bağırsak dan başlayıp tüm vücuda metastas yapmış.4.derece kanser.
İlk kemoterapiyi aldığı gün uyutuldu.12 saat uyudu.Hiç uyanmadan sabaha karşı 2 de vefat etti ...


Ve şimdi buradayım.Daha çok yazmalıyım.....

18 Eylül 2016 Pazar

YENİ GÜNLERİM....

Çok yoğun bir dönemden dingin bir yaşama geçmiş bulunuyorum.
Ortalama 5 ay gibi bir süre ailemizin sahip olduğu erkek giyim mağazasının bir şubesinde çalıştım.Ayda 1 gün izinle evi işi ve hayatı idare etmeye çabaladım.Bu sürenin tek iyi tarafı Eşimle beraberdik her an,mağaza dahil.
O olmasa her bırakıp kaçabilirdim.Çünkü gerçekten hem zor hem yorucuydu hayatım.
Sabah 8 buçukta evden çıkıp akşam 9 buçuk civarı eve giriyoruz.9 buçuktan sonra akşam yemeği ye (bir gün önceden hazırlanıp ısıtılacak durumda oluyor),bulaşıkları hallet.Kirli çamaşırlar makineye,her gün 4-5 parça ütü yap,ertesi akşam için yemek yap (ki öyle yemek geçiştirmem asla ya dolma, ya köfte veya et ,ya sebze yemeği yanında mutlaka zeytinyağlı 3 yemek çeşidi olacak çünkü Eşimle yemek yemeği çoook seviyoruz),evi genel olarak üstten temizleduş al ve yat.
9 buçuktan sonra tüm günün yorgunluğundan daha da çok yorulduğum doğrudur.
Bazen diyordum ki yemek mi yiyeyim duşa mı gireyim?
Amaaan boşver ikisini de vur kafayı yat sabah duş alırsın.
Bayılıp uyuyordum.
Üzerine 1 ay süren nefis tatilimiz geldi.
Ağustos ayı boyunca yazlıktaydık.
Deniz insanıyımdır bayılırım.
Ankara dönüşünde nihayet mağazada çalışma günlerim bitti.Şuan evden yazıyorum bunları.Bugün evde oluşumun 3. günü.
Bir heyecan bir mutluluk.
Tabiki evde olmaya alışkın olmayan bünye ilk gün itibariyle şaşırdı.
1.GÜN OLANLAR
Aslında halı yıkamasına gidecek olan 4 parça halıyı elimde telefon yıkama firmasını arayacağım sırada vazgeçip -Amaann ben bunları silerim diye başladım harıl harıl halıları silmeye.
Yazlık dönüşü yardımcı alıp eve temizleteyim diye plan yapmıştım.Bayramda çalışıp zaman bulamayınca plan yattı.
Halıların yarısı kurusun diye balkonda.
Hadi camları da sileyim çok kirli dedim.
Halılar kalkmışken evi süpüreyim,ne zamandır ocak vs beyaz eşyelar ,koltuklar yerinden kalkmadı çekip altlarınıda alayım.
Arife günüde tüm koltuk kılıfları yıkandı sandalyeleri silmiştim.
Eeee şimdi bu eve kadın alsam gelip neresini temizleyecek?
2. GÜN OLANLAR
Şimdi 5 ay kadar bir süredir izinsiz çalışınca annem hariç kimseyi göremedim.teyzelerimi ve kuzenlerimi ve çocukları çok özledim.Birisinin evinde toplanalım denildi.Ev bu kadar temizken hadi bana gelin o zaman dedim.Mutfak hazırlıklarını hiç büyütmem,severek yaptığım için hızlı ve üretkenimdir.Dün hem kahvaltı hem öğleden sonra yemeği vardı.Akşama gittiler.
Ve 3 GÜN yani bugün
Bu kadar yoğun çalışma temposunun üzerine hiç dinlenmeden hem temizlik hem misafir beni biraz yordu.
Üstelik ev yine kirlendi.
Ama bugün sadece tüm gün kitap okuyup akşam için yemek hazırlayacağım.

Evde olunca insan ne yapacağını şaşırıyor bence.
Neyse ki çok şükür ev günlerim başladı ve çok şükür her gün benim ,yeni ve en güzel günüm.....






25 Temmuz 2016 Pazartesi

TUHAF BİR DURUM

Hayat son derece tuhaf bir şekilde devam ediyor.
15 Temmuz dan sonra tüm düzenler alt üst oldu.Devlet büyükleri tv kanallarında az zararla darbe girişimini engelledik herşey yolunda deselerde hayat gerçekten tam alt üst olmuş durumda.
O geceden sonra insanlar 3 gün boyunca sokağa çıkmadı kocaman mağazayı sadece siftah yaparak kapattık.Sokaklar bomboştu kimse geçmiyordu.İnsanlar son güne bıraktıkları damatlıklarını takım elbiselerini almadılar.Çünkü tüm düğünler ertelenmiş.
Gerçek anlamda herkes çok korktu ve korku hala devam ediyor ,geçmedi.
Döviz kurlarında büyük oynamalar olmadı.Ama esnaf gerçekten sarsıldı.İlk 3 gün sadece siftahla kapattığımız klasik erkek giyim mağazasını devam eden günler 3/1 ciroyla kapatmaya başladık.
Düğün damatlık ve takım elbise sezonundayız iptal edilen düğünler nedeniyle takım satmadığımız günler oluyor.
Cadde üzerinde diğer mağazalarda da genel durum aynı.
Kızılay her akşam 6 da trafiğe kapatılıyor.Söylenildiği gibi tüm halk meydanlarda.Tam bir panayır alanı.Sabah 5 lere kadar kalabalık devam ediyor.Sabah gittiğimizde her yer geceden kalan çöpler dolu.
Gece sokaklara çıkmaya korkmayan halk gündüz olduğunda evinden çıkmıyor.
Üstelik Kızılay daki bu durum ikinci bir emre kadar devam edecekmiş.
Böyle tuhaf bir durumdayız.Ne zaman toparlanıp eski düzene döner bilmiyorum ama bu ara günler pek bir keyifsiz geliyor.
Dün bir müşteri geldi askeri lisede okuyan oğlunun okulu kapatılmış.Ne olucak diye sorduk bilinmiyor.
Hakkımızda en hayırlısı olsun.

Günler böyle geçerken tatil için geri sayımım başladı.
Günleri sayıyorum.
Son 7 gün İnşallah haftaya pazartesi gece çıkıyoruz.Uzun çalışma saatleri,izinsiz geçen haftalar ,yoğun bir hayat bu ara biraz fazla yordu beni ve eşimi.
Sanırım biz bu tatili hakkettik.
Şimdi günler sayılırken son zamanlar gelince yatıcaz kalkıcaz yatıcaz kalkıcaza dönüşecek :))
Lütfen çok çabuk geçsin....

17 Temmuz 2016 Pazar

O Gece Yaşananlar....

Cuma gecesi işten geldim.Gece saat 22.00 civarı mutfaktayım.
Eşim hemen çaprazda salon da beni çağardı.
-Gel bak 3 seferdir jet çok alçaktan uçuyor dedi.
Evimiz biraz yüksekte ve salonun penceresinin önü açık tüm Ankara'yı görüyor.Normal bir uçak seyir halinde bende onu gösterdim.
Eşim  -Önemli birisi geliyor demek ki hava sahası koruması bu jetler dedi.
Tam içeri girmişken jetler alçaldı.Önce çok önesemedim.5 dakika sonra jet inanılmaz alçaktan ve çok yüksek sesle sürekli Ankara üzerinde dönmeye başlayınca telefona yapıştım neler oluyor diye direk nete girdim.Köprüler kapatılmış.
Olağan üstü bir durum var 22.15 de CNN yayın vermeye başladı Asker köprüleri kapattı Ankara da jetler tur atıyor diye.
Eşim darbe oluyor dedi.
Ben de ne darbesi darbe böyle mi olur 2 uçak uçurarak köprüleri kapatarak neye sahip olacaklar hem darbe olsa sirenler çalmaya başlar dedim.Çünkü yıllar önce darbe belgeseli izlediğimde direk Cami hoparlörlerinden sirenler çalınıp bir sürü asker sokaklara dökülüp insanları yaka paça zorla evlerine sokuyordu.
Hemen tv de kanalları gezdik her kanalda saçma sapan diziler vs.Sadece CNN farkında tuhaf bir şeylerin olduğundan.
İlk bomba atıldığında sallandık.
Jetler tam çatımızın üzerinden geçiyor.O zaman yayın akışı değişti= Askeri Darbe.
Elimde tablet bilgi araştırıyorum, sürekli kanallardan yeni bir şey öğrenmeye çalışıyoruz ve neredeyse çatının üzerinde geçen jetlerin kulağı sağır eden gürültüsü.
O an mutfağa geçmiştim ki TRT 1 de Darbe Bildirisi okunmaya başladığını duyarak salona geri fırladım,daha okunurken hemen nete girdim.Eğer neti doğru kullanıyorsanız muhteşem ötesi bir buluş.Yayının korsan olduğu zorla okutulduğu bilgisine ulaştım.
Okuyan Tijen Karaş nasıl sakin,vakur,asil,güzel.Ama endişesi gözlerinden okunuyor ben olsam bas bas ağlardım.Bayıldım kadına,daha sonra belki 20 kez izledim bildirgeyi netten.
hemen cama çıktı Eşim karşı  tarafta Kızılay'da bomba sesleri geliyordu ve o anda Eşim gördü Ankara'da atılan bombaları.

Cama koştum.Evin çok yakına bir bomba atıldı.O an bütün hakimiyetim bitti Eşime sarılıp ağlamaya başladım.Evin iç tarafına doğru koştuk.Sanki ölecek gibi bir his geldi.Eşim tamam korkma yok bir şey dedi.
Ben de -  Seni  Seviyorum dedim,ama biraz sonra bombadan öleceğiz  diye düşünüyorum  içimden.Bari son kez sevdiğimi söyleyim öyle öleyim filn diyorum içimden.
dışarıdan pat pat bomba silah sesleri geliyor.

Eşim camları kapatıyoruz artık camlara yaklaşmak yok dedi.
Ben de ışıkları kapatalım ışık görürlerse bomba atarlar filan diyorum .Şuan komik geliyor ama o an ki durumu anlatamam.Işıkları kapattım ve salonun ortasında yere oturdum.Dışarıdan korkunç sesler geliyor.Eşim camlar patlayabilir sesten sakın korkma dedi.
İyi ki söyledi,tüm korkum geçti......Pehhhh.......
Altıma yapıcam korkudan.Füzelerin sesi camları tiretmeye başladığında,tv ve camiden sela okunup tüm milletimiz dışarıya çıksın çağrısını duyduğumda Eşime hadi gidelim dedim.
O da =Sen olmasaydın ben giderdim seni o hengameye sokamam dedi.Çok isterdim gitmeyi ama ikna edemedim :((

Sabaha karşı yoğun çalışma yorgunluğuyla sızıp kalmışım.
Darbe mi O da ne? 2 uçak döndürerek darbemi olur?
Şakacılar sizi?Bir daha sakın böyle bir şaka yapmayın.
ÇÜNKÜ VATAN OLARAK BİZ BU TARZ ŞAKALARDAN HOŞLANMIYORUZ.
BÜYÜK BİR SINAVDI.TÜRK MİLLETİ OLARAK GEÇTİK BU SINAVI.
Kimse ne yaptığını bilemedi ne spiker ne o küçücük Er'ler.
Canlar gitti,her sela okunuşunda içim acıdı.İçimde çok büyük bir panik oluştu.
Hayat devam ediyor diye mağazaları açtık.Sokaklar bomboş,Kızılay darma duman arabaları tanklar biçmiş geçmiş.Bir tank meydanda kalmış halk hinç etmiş,camlar kırık yollar kapalı.
İçimde paniksel bir korku,sadece saat 3 e kadar bir subeyi açık tutabildim.Sokaklarda insan yok.
Sürekli Sela okunuyor.Kızılay magazaya eşimin yanına koştum.
Meydan trafiğe kapalı binlerce insan ellerinde TÜRK BAYRAĞI.Görülecek en güzel manzaraydı.

Hiçbir siyasi görüşüm yoktur.Hiç bir parti seçimim yoktur.Politikadan ve siyasetten nefret ederim.
Konuşmam,dinlemem,ilgi ve bilgi alanıma hiçbir zaman girmez.

Şu an bu bir siyasi direniş değildir.
VATAN a sahip olma direnişidir.
Bayragımızın altında yaşayan TÜRKLERİN GÜCÜNÜ GÖRDÜ HERKES.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE......


13 Temmuz 2016 Çarşamba

YENİDEN MERHABA

Yazmazsam çıldırabilirdim artık.
Uzun zaman oldu blog yazmayalı.Tam 4 yıl.
Bu arada deftere yazdım,içime yazdım,aklıma yazdım.Artık zamanıdır dediğimde burayı yeniden blog açma kararı aldım.
Birşeyler okumazsam ve yazmazsam hayatsat fonksiyonlarımı devam ettiremiyor gibi tuhaf bir hisse kapılıyorum.Sırf bu nedenle doğal terapime geri döndüm ve burdayım.
Burası benim hayat arşivim ,aklıma gelenler ,başımdan geçenler,içimden düşenler olacak.

Blog yazmayalı neler değişti?
Bir insanın hayatında değişebilecek herşey değişti.Hayatım,hayallerim,isteklerim, hatta huyum ve hayat duruşum bile..
Mesela 33 yaşındayım artık.
25 Nisan 2015 de evlendim.Şimdilik 2 kişilik tatlı bir ailemiz var.Evlilik bir insanın yaşaması gereken en güzel duygulardan biri.

Canım Babamı 2012'de ani gelen bir hastalıkla kaybettim.Ondan sonraki 1 yılımı hatırlamıyorum.Çok zor geçti.Nasıl büyük bir acıdır tarifi yok.Ben Babamın kızıydım.Hala hergün en az 20 kere Babamı sesli olarak anlatırım Eşime vs ,anarım ağlarım.Özleyip ağlarım,düşünüp ağarım,şuanda ki gibi ağlarım,onun yaptığı yemeği yapıp ağlarım,yazısını görüp ağlarım.O can acısı hiç geçmeyek.Tek getirisi oldu hayatımda Anneciğime çok düştüm.Allah ona sağlıklar versin uzun ömürler versin çok zor çok...

Daha durgun bir hayatım var.Arınmış sade ve yalınlığı seviyorum.
Daha naturel bir yaşamı tercih ediyorum.Üzerine tonlarca para verseniz bile pembe bir çizme almam artık mesela.

Hala toprakla uğraşmayı çok seviyorum.Mutfak penceremin önünde her zaman bir şeyler ekili.Bütün kış sarımsak vardı.Şuan biberler ve fesleğen var.Can çekişen ve sürekli konuştuğum bir orkidem var ölmeyi tercih etmiyor ama yaşamaya da hiç niyeti yok gibi.İsteme çiçeğimdi ölürse ayıp olur.Kaktüssüz bir yatak odası düşünemiyorum o telefonların radyasyonları ne olucak uyurken???

Artık dikiş dikmiyorum.Resim yapmıyorum.Örgü örmüyorum ,sanırım bir hobim bile yok.Ne olmuş bana böyle...
Aslında eskisi kadar sosyal değilim.Söylediğim gibi sosyal değilim eskisi gibi ne sanat ve kültürel faaliyetlere katılıyorum.Tuhaf bir şekilde içime döndüm.

Mesleğim güzellik uzmanı okulunu bitirdim,diplomalıyım ama hayattaki en sevmediğim meslek.Sanırım hayatım boyunca yapmayacağım tek meslek.Kendim de bile uygulamayı sevmem yani düşünün.

Eskilerden kalan tek alışkanlık kitaplarım.Herşeyden vazgeçmiş olabilirim ama okumaktan aslaaaa...Yoksa sakinleşemiyorum beynim uyuşuyor.Sanırım hayatım boyunca tek kaybetmeyeceğim özelliğim olacak.Birazda genetik miras,Şanslıyım..

Vee en zevk aldığım alan Mutfak...
Canım Babacığımla bir kebapçı açtık.Babamı 1 yıl dolmadan kaybedince sadece 2 buçuk sene kadar çalıştırabildim.Sonra kapatmak zorunda kaldım.Büyük ve istediğim kadar bir mutfakta çalışmış oldum ve hayalimi gerçekleştirdik.
Şuanda evimin mutfağında eskisi kadar asla olmayacak istek ve beceriyle yemek yapmaya devam ediyorum.Bazen aklıma geliyor onuda yapmıştım,bunuda yapmıştım diye kendi kendime şaşırıyorum.Ama hala ekmeğimi evde kendim yapıyorum.Bu da bir şey :)
Doğal ve natürel beslenmeye çalışıyorum,dışarıda hazır olarak tüketebileceğim herşeyi evde yapıyorum.Mutfağım deney laboratuarı gibi.Her an faydısını araştırıp öğrendiğim yeni bir şey denemesindeyim. 

Aslında çalışmıyorum evdeydim, ama 4 aydır Eşimle beraber erkek giyim mağazamızda çalışıyorum.
Bir süre daha buralıyım.

Aradaki 4 yılı bu kadar kısa anlatabildiğime ben de şaşırıyorum şuan.
İşte hikaye tam da buradan kaldığı yerden devam ediyor....

Herkese Yeniden MERHABA....